Ulysses Moore RPG
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Ulysses Moore RPG

Maceralarla dolu bir dünyaya adım atmaya hazır mısınız? O zaman ne duruyorsunuz? Zaman kapısını aralayın!
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Evie Cam Maidie.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Evelyn Camilla Maidie
Normal Üye
Normal Üye



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 14/02/12

Evie Cam Maidie. Empty
MesajKonu: Evie Cam Maidie.   Evie Cam Maidie. Icon_minitimeC.tesi Tem. 21, 2012 5:31 am

Başucundaki dar pencereden süzülen gün ışığı, Lynncia'nın göz kapaklarını aralamasına neden oldu. Uzun ve güzel kirpiklerini kırpıştırarak odaya göz gezdirdi. Odada iki kişilik yamalı bir kanepe, eski bir el dokuma kilim, çift kanatlı ahşap bir dolap vardı. Lynncia'nın o an üzerinde yattığı yatak ise çift kişilik, altın rengi ve kırmızı desenleri olan çiçekli bir yorganın ve sadece tek bir yastığın bulunduğu ahşap bir yataktı. Lynncia kalın kuştüyü yorganı üzerinden iterek yatakta doğruldu. Üzerinde bembeyaz fakat içini göstermeyen, ketenden bir gecelik vardı. Kestane rengi saçları serbest bırakılmıştı ve lavanta gibi kokuyordu. Odaya tekrar göz gezdirdi. Duvarlar taştandı, kapı ahşaptan olsa da oldukça kalındı. Ayaklarını yavaşça yere bastı. Mermerden olan zemin buz gibiydi. Lynncia ürperdi. Ağır adımlarla odada dolaşmaya başladı. Odadaki tek ışık kaynağı pencereydi, camı olmayan bu pencere, sadece taş duvarda özellikle bırakılmış bir delikten ibaretti. Lynncia'nın boyu uzun olmasına rağmen pencereye yetişemediği için yatağın üzerine çıktı. Pencere, daha doğrusu delik, karlı ve ıslak bir manzarayı gözler önüne seriyordu, ne var ki içerisi gayet sıcaktı. Dışarıdaki manzaraya daha fazla bakmak istemeyerek yataktan indi. Tam ikili koltuğa doğru yürüyordu ki kapı aniden açıldı. Bir yardımcı elindeki yeni yıkanmış çamaşırlarla odanın ortasına doğru yürüyordu. Sonra onu fark etti. Lynncia'yı.

"Prenses!" dedi kekeleyerek. Ağzı bir karış açık kalmıştı, Lynncia, kadının bu tepkisinden dolayı kaşlarını çattı. Prenses mi? "Uyanmışsınız!" diye devam etti kadın. Gözlerine inanamıyormuş gibi bakıyordu. Baştan aşağı süzdü Lynncia'yı, Lynn ise kadının sorgulayıcı bakışlarından hiç hoşlanmamıştı ve huzursuzlaşmaya başlamıştı. "Siz kimsiniz?" diye sordu olduğu yerde kıpırdanarak. Fırtına grisi gözleri, kadının bal rengi gözlerini delip geçiyordu. "Ben sizin en sadık hizmetkarınızım, Prenses. Yoksa unuttunuz mu?" diye sordu kadın gözlerini kaçırmadan. Bu kadını hizmetkarım olarak seçtiysem cidden kafayı yemiş olmalıyım, diye düşündü Lynncia. O buraya ait değildi. O, bu zamana bile ait değildi. Lynncia'nın zamanı gökdelenlerle, arabalarla, uçaklarla dolu bir zamandı. Taştan duvarlarla ve hizmetkarlarla değil.

"Hatırlamıyorum," dedi çenesini dikleştirerek. "Her hizmetkarımı hatırlamak zorunda değilim," diye devam etti, kibirli bir prenses gibi davranmaya çalışıyordu. Kadın, Lynncia'ya kötü bir bakış attı. Lynncia ürperdi, bir an için kadının gözbebekleri kıpkırmızı olmuştu sanki. Bu kadını çekmek zorunda mıyım, der gibiydi. Lynncia umursamadı. "Bana kıyafetlerimi getir," dedi emreder bir ses tonuyla.Hizmetkar kabarık, yine altın rengi, değerli taşlarla süslenmiş bir elbise getirdi. Lynncia çok zayıf bir kız olmasına rağmen elbisenin içine giremiyordu. Korse takmak zorundaydı. Normalde kendi başına giyinmeyi tercih ederdi fakat korsenin iplerini bağlayamıyordu, o yılan kadından yardım istemek zorundaydı. "Hey, sen!" diye bağırdı kapıya doğru. Giyinmeden önce kadını odadan kışkışlamıştı, şimdi de geri çağırıyordu. Kadın paldır küldür içeri daldı, kapıda bekliyor gibiydi. "Korsemi giymeme yardım et!" Kadın oflaya puflaya Lynn'in arkasına geçti ve hıncını almak ister gibi korsenin iplerini öyle bir çekti ki Lynncia bir an nefes alamadı. "Yavaş!" diye bağırdı can havliyle. Dönüp kadına bir tokat atmak istiyordu ama kendini tuttu. Kadın, prensesi boğmanın getireceği ceza düşüncesiyle ipleri gevşetti, hala sıkıydı ama Lynncia en azından nefes alabiliyordu. Sırtını dikleştirdi ve hizmetkarın hayranlık ve kıskançlık içeren bakışları arasında, odadan çıkıp geniş taştan koridorlarda ilerlemeye başladı.

O yürüdükçe askerler geçmesi için bir tünel oluşturuyor, ne kimseye dokunmasına ne de kimsenin ona dokunmasına izin veriyorlardı. Kendileri ise simsiyah taştan kalkanlar ve kılıçlar kuşanmışlardı. Lynncia ilerlemeye devam ettikçe daha fazla asker tünel oluşturuyor, onu sonunu göremediği bir yere doğru yönlendiriyordu. Lynncia artık garipsemeyi kesmişti, aklını başında tutmak o an için her şeyden önemliydi. Uzun bir süre bu insan koridorunda yürümeye devam ettikten sonra bir odaya çıkmıştı. Yine taştan bir odaydı, fakat inanılmaz derecede büyüktü. Odanın orta yerinde upuzun bir yemek masası, kristal çatal, kaşık ve tabaklarla, gümüş tepsilerin içinde egzotik meyvelerle ve her tür etten bir sofrayla donatılmıştı. Odanın tek duvarı tamamen camdı, ve camın önünde de arkası dönük bir adam vardı. İnce, uzun, kısa gümüş renkli saçlı ve başında bir taç bulunan. Bir kral tacı.

Lynn daha ses bile çıkaramadan adam arkasını döndü. "Hoşgeldin, Lynncia," dedi. "Sofraya buyurmaz mısın?" Lynncia karşı çıkmanın yararsız olacağının farkındaydı, bu yüzden ses çıkarmadan masanın bir ucundaki sandalyeye oturdu. Adam, masanın diğer ucundaki sandalyeyi sürükleyerek çekti ve Lynncia'nın yanına oturdu. Lynn gerilmişti, adam ona -henüz- bir şey yapmamış bile olsa korkuyordu. "Lütfen, ye," dedi adam nazik bir tonla. Lynn hiç kıpırdamadı. "Seni neden buraya getirdiğimizi biliyor musun? Senin yaşadığın yer değil, senin zamanın değil," diye devam etti bir yandan son derece keskin görünen bıçakla bir bifteği keserken. "Hayır," diye pürüzsüz bir ses tonuyla cevap verdi Lynncia. "Kimsenin sana dokunmadığını fark ettin mi? O hizmetkar dışında. Nedenini biliyor musun?" diye sordu adam bıçağı bir kenara bırakırken. "Neden?" dedi Lynncia merakla.

"Çünkü öldürüyorsun. Dokunuşun öldürüyor. Daha genç olduğun için belki insanları öldüremezsin ama onları hasta ediyorsun. Yaklaşık 25 yaşına geldiğinde ise tek bir dokunuşun insanların ölümüne neden olacak."
"Nasıl olur? Yani, nasıl olur da insanları öldürebilirim?" diye şaşkınlıkla sordu Lynncia. "Bir insanın böyle bir gücü olamaz," diye fısıldadı.
Adam, sinsi bir şekilde gülümsedi. "Sana, insan olduğunu söyleyen olmadı."

*Başka bir sitede Lynncia Chateaubriand adlı karakterim için yazdığım yükseltme rpsidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Evie Cam Maidie.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ulysses Moore RPG :: RPG Puanı Belirleme-
Buraya geçin: